Dikey Eşitlik Nedir?
İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşıyor olmak, her gün binlerce insanla karşılaşmak demek. Herkesin kendi hikayesi, kendi dünyası var ve sokakta, toplu taşımada veya işyerinde gördüğüm küçük ayrıntılar, bazen çok büyük soruları ve toplumsal dinamikleri gözler önüne seriyor. Bugün, sıkça duyduğumuz ama genelde çok fazla derinlemesine konuşulmadığı için anlamını tam kavrayamadığımız bir kavramdan bahsedeceğim: dikey eşitlik.
Dikey Eşitlik ve Toplumsal Cinsiyet
Dikey eşitlik, toplumdaki farklı grupların, özellikle de toplumsal cinsiyetin etkisiyle, eşit fırsatlar ve haklara sahip olup olmamalarıyla ilgili bir kavram. Kısacası, bir kişinin ya da grubun hayatındaki fırsatların, iş gücündeki rolünün, eğitiminin veya toplumdaki sosyal pozisyonunun ne kadar eşit olduğuna bakar. Fakat burada, sadece dikey bir eşitlikten söz ediyoruz; yani, toplumdaki hiyerarşik yapıları düzeltmeye yönelik bir eşitlikten.
Bir örnek üzerinden gidelim: Her sabah toplu taşıma araçlarında neler görüyorsunuz? Ben her gün işe giderken kadınların kalabalık otobüslerde, genellikle daha sıkışık ve zor durumda olduklarını gözlemliyorum. Gözlemlerime göre, çoğu erkek ya da daha üst gelir grubundan olanlar, bu tarz araçlarda daha rahat bir şekilde yolculuk edebiliyor. Kadınlar ise sabahın erken saatlerinde, iş yerlerinde ya da evde üzerlerinde büyük bir yükle başlamak zorunda kalıyor. Toplumsal cinsiyet, hem iş gücünde hem de günlük yaşamda dikey eşitsizliklere yol açıyor. İşyerinde ve sokakta kadınların daha fazla fiziksel ve duygusal yük taşıması, aslında bu dikey eşitsizliğin bir yansıması.
Çeşitlilik ve Dikey Eşitlik
Çeşitlilik, yalnızca toplumsal cinsiyetle ilgili bir konu değil; ırk, etnik köken, sınıf, cinsel yönelim gibi daha pek çok farklı grup, dikey eşitlikten etkileniyor. Çoğu zaman, alt sınıflardan gelen insanlar, bir noktada fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kalıyorlar. Örneğin, fakir mahallelerden gelen bir genç için eğitime erişim, bir zengin mahalledeki gençle kıyaslandığında çok daha sınırlıdır. Hatta çoğu zaman, bu gençler kendilerini toplumda yukarıya doğru tırmanmakta zorlanırken buluyorlar. Burada, daha üst sınıfın temsilcisi olan bireylerin daha avantajlı pozisyonlarda olması, toplumsal dikey eşitsizliği pekiştiriyor.
Çeşitlilik açısından bakıldığında, İstanbul’un çok farklı semtlerinden gelen insanları bir arada görmek, bazen farklı grupların ne kadar eşitsiz fırsatlarla karşılaştığını net bir şekilde gösteriyor. Mesela, aynı metro hattında seyahat eden bir grup insan, farklı sosyoekonomik seviyelere sahip oldukları için, birbirleriyle deneyimledikleri sosyal sınıf farklarını hissettiklerinde, dikey eşitsizlik çok daha görünür hale geliyor.
Sosyal Adalet ve Dikey Eşitlik
Dikey eşitlik, sosyal adaletin tam anlamıyla hayata geçebilmesi için oldukça önemli. Sosyal adaletin sağlanabilmesi için, tüm bireylerin hiyerarşik yapıda eşit fırsatlara sahip olması gerekir. Fakat biz, pek çok kez buna ulaşamadığımızı görüyoruz. Örneğin, iş yerlerinde hala kadınların daha düşük maaşlar aldığını ve daha üst pozisyonlara gelmekte daha fazla engelle karşılaştıklarını gözlemliyorum. Ayrıca, engelli bireylerin kamusal alanlarda yaşadığı zorluklar da dikey eşitlik anlayışının ne kadar eksik olduğunu gösteriyor.
Bir başka örnek, eğitimdeki eşitsizlikten bahsetmek olur. Toplumda ne kadar zeki olursanız olun, eğer maddi olanaklarınız kısıtlıysa, iyi bir eğitim alma şansınız neredeyse yok. Ya da, İstanbul’un arka mahallelerinde yaşayan çocuklar, genelde büyük şehirlerdeki daha gelişmiş eğitim imkanlarına ulaşmakta çok zorlanıyorlar. Dikey eşitlik, her bireye eşit fırsatlar sunmakla ilgili olduğu için, işte tam da bu noktada sosyal adaletin sağlanabilmesi için üzerinde durulması gereken bir konu haline geliyor.
Dikey Eşitlik ve Günlük Yaşam
Peki, dikey eşitliği günlük yaşamda nasıl daha iyi anlayabiliriz? Bir örnek vermek gerekirse, İstanbul’daki bir kafede sabah kahvemi içerken, garsonların, yöneticilerin ya da müdürlerin arasındaki sosyal hiyerarşiyi görmek çok kolay. Çalışanlar, genellikle yöneticilere ve patronlara karşı daha fazla saygılı ve bağlı olmak zorunda hissediyorlar. Yani, bir çalışan, üst pozisyondaki birine “iyi günler” demek zorunda kalırken, o üst pozisyondaki kişi ona sadece başını sallayarak geçiyor. Bu tip ikili ilişkiler, toplumsal dikey eşitsizliğin ve sınıf farklarının basit ama etkili bir yansımasıdır.
Sonuç Olarak
Dikey eşitlik, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle doğrudan ilişkilidir. Günlük yaşamda gördüğümüz basit ama etkili örnekler, bu eşitsizliklerin ne kadar derinlere işlediğini gösteriyor. Farklı gruplar, toplumsal cinsiyetlerine, ırklarına, sınıflarına göre farklı fırsatlarla karşılaşabiliyorlar. Gerçek anlamda eşitlik sağlanmadığı sürece, sosyal adaletin sağlanabilmesi mümkün olmayacaktır. Eğer her birey eşit fırsatlara sahip olursa, işte o zaman dikey eşitlikten bahsedebiliriz.