Olağan KHK Ne Zaman Kaldırıldı? Eğitimdeki Dönüşümü Anlamak
Eğitim, her bireyin hayatını dönüştürebilecek en güçlü araçlardan biridir. Ancak bu dönüşüm, sadece bilgiye sahip olmakla değil, o bilgiyi anlamlandırarak, toplumla bütünleşerek ve günümüzün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde kullanarak gerçekleşir. Eğitimde bir değişim, yalnızca bireylerin gelişimini değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı da dönüştürür. Bu yazımda, “Olağan KHK”nın kaldırılma süreci üzerine konuşacak ve bu dönüşümün eğitim alanındaki etkilerini inceleyeceğiz.
Olağan KHK Nedir?
KHK (Kanun Hükmünde Kararname), Türkiye’deki yönetim ve hukuk sisteminde, hükümetin çıkarabileceği ve hızlı bir şekilde yürürlüğe girebilen düzenlemelerdir. Ancak “Olağan KHK” ifadesi, özel bir dönemin izlerini taşır. Olağan KHK’lar, olağanüstü bir durum olmadan, sıradan yönetim düzenlemeleri olarak çıkarılan kararname türleridir.
Bu yazının asıl odak noktasında, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) dönemi ve sonrasında çıkarılan KHK’lar yer alacak. Bu dönemde pek çok yasadışı uygulamanın ve baskının önünü açan KHK’lar, özellikle eğitim sistemini doğrudan etkilemişti. Bu bağlamda, “Olağan KHK”nın kaldırılması ve sonrasındaki dönüşümün eğitime yansımasını incelemek oldukça önemlidir.
Eğitimdeki Dönüşüm: KHK’ların Kaldırılmasıyla Başlayan Süreç
Eğitim, toplumsal yapıyı en fazla etkileyen ve şekillendiren kurumların başında gelir. Ancak bir eğitim sisteminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için özgür ve demokratik bir ortam gereklidir. KHK’ların eğitim üzerindeki etkileri, özellikle öğretmenlerin görevden alınması, akademik özgürlüğün kısıtlanması gibi alanlarda kendini göstermişti.
Olağan KHK’ların kaldırılması ile birlikte, eğitimdeki bu kısıtlamaların da sona ermesi bekleniyordu. Ancak, sadece bir yasa değişikliği ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda öğretmenlerin ve öğrencilerin bakış açılarını, öğretim yöntemlerini ve öğrenci odaklı yaklaşımlarını da dönüştüren bir süreç başlatılmıştır.
Pedagojik Yaklaşımlar ve Öğrenme Teorileri
Olağan KHK’ların kaldırılması süreci, sadece hukuksal bir değişim değil, aynı zamanda pedagojik açıdan da bir dönüşüm anlamına gelir. Eğitimcilerin, öğrenmeye ve öğretmeye dair yaklaşımları, toplumdaki özgürleşme ve yeniden yapılaşma süreçlerinden etkilenir.
Bilişsel Öğrenme Teorisi, öğrencilerin bilgiyi nasıl işlediğini ve anlamlandırdığını anlamaya çalışan bir yaklaşımdır. Bu teori, eğitimdeki özgürleşmenin, öğrencilerin daha derinlemesine anlamalarına ve kendilerini ifade etmelerine olanak tanıyacağına işaret eder. KHK’ların kaldırılmasıyla birlikte eğitimdeki bu özgürlük, öğrencilerin eleştirel düşünme ve yaratıcı problem çözme yetilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratmıştır.
Öte yandan, sosyal öğrenme teorisi de bireylerin çevrelerinden etkileşim yoluyla öğrenebileceğini savunur. Bu, okulda, ailede ve toplumda yapılan eğitimsel değişikliklerin birbirini etkileyerek toplumsal gelişime nasıl katkı sağladığını gösterir. Öğretmenlerin, öğrencilerine yalnızca ders anlatmakla kalmayıp, onlara toplumsal değerleri ve bireysel sorumlulukları da aktardığı bir öğrenme ortamı, toplumsal değişimin katalizörü olabilir.
Bireysel ve Toplumsal Etkiler
KHK’ların eğitimde yarattığı olumsuz etkilere karşılık, kaldırılmalarının getirdiği olumlu gelişmeler, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal anlamda da büyük bir etki yaratmıştır. Öğretmenlerin görevden alınması, eğitimdeki özgürlüğün ve yaratıcılığın kısıtlanması gibi durumlar, bireylerin öğrenme süreçlerini olumsuz yönde etkilemişti. Bu kısıtlamaların ortadan kalkmasıyla birlikte, öğrenciler ve öğretmenler arasındaki bağ güçlenmiş ve eğitimde daha demokratik bir süreç başlamıştır.
KHK’ların kaldırılması, eğitimcilerin ve öğrencilerin yeniden güven ve motivasyon kazanmasına olanak sağlamış, eğitimin dönüştürücü gücü tekrar ortaya çıkmıştır. Öğretmenler, daha önceki baskılar altında özgürce eğitim verme hakkını tekrar elde etmiş, öğrenciler de bu dönüşümden faydalanarak daha etkili öğrenme fırsatlarına sahip olmuştur.
Sonuç: Eğitimde Dönüşümün Sürekliliği
Eğitimdeki dönüşüm, sadece bir yasa ya da yönetmelik değişikliğiyle tamamlanmaz. Bu süreç, öğretmenlerin pedagojik yaklaşımlarında, öğrencilerin öğrenme biçimlerinde ve toplumsal yapıda sürekli bir değişim gerektirir. Olağan KHK’ların kaldırılması, bu dönüşümün önemli bir başlangıcıydı, ancak eğitimde kalıcı bir değişim için toplumsal bilinç ve anlayışın derinleşmesi gerekmektedir.
Kendi eğitim yolculuğunuzda, siz hangi öğrenme yöntemlerini tercih ediyorsunuz? Öğrenme deneyimleriniz, sizi nasıl dönüştürdü? Eğitimin gücüne inandığınızda, hangi toplumsal değişimlerin kapılarını araladığınızı hissediyorsunuz?
Bu sorular, eğitimdeki dönüşümün ve öğrenmenin gücünü anlamamıza yardımcı olabilir. Çünkü her birey, eğitim yolculuğunda kendi deneyimlerini biriktirir ve bu birikim, yalnızca kendi hayatını değil, toplumun geleceğini de şekillendirir.